|| ANASAYFA || İLETİŞİM ||

Bugün: 29 Aralık 2014 Pazartesi

Sahrayıcedit Mah. Atatürk Cad. No:59 Dilkum Sitesi 7. Blok Kat:12 Dr:56 Kadıköy / İstanbul *** Eski yerimizin yan tarafındaki binadayız. ***   
 

MENÜ

  HAKKIMIZDA
  DUYURULAR
  VEKALET BİLGİLERİ
  EKİBİMİZ
  İNSAN HAKLARI
  YARARLI BİLGİLER
  MAKALELER
  İNSAN KAYNAKLARI
  BASINDAN SEÇMELER
  HUKUK SÖZLÜĞÜ

HABER ARAYIN

 

TAVSİYE


 
 

ANLIK DÖVİZ KURU

  Döviz Alış Satış
  Dolar 2.3182 2.3224
  Euro 1.922 1.9348

MAKALE YAZISI

 
Merve USTAOĞLU
Evlenmenin Geçersizlik Nedenleri

Evlenme, evlenme yeteneklerine sahip bir erkek ve bir kadının, yasalarda öngörülen biçimlere uygun olarak ortak bir yaşam kurmalarıdır. Evlenme ile eşler arasında tam bir hayat ortaklığı oluşmaktadır. Evlenme aynı zamanda sürekli olan bir hayat ortaklığı meydana getirir. Evlenmenin hukuk yönünden ne olduğu konusu çok tartışmalıdır. Gerçekten, evlenmenin hukuki mahiyetini açıklamak üzere, ‘ sözleşme görüşü’, ‘ kurum görüşü’, ve ‘şart tasarruf görüşü’ olmak üzere üç görüş ortaya atılmıştır. Sözleşme görüşünde göre, evlenme bir medeni hukuk sözleşmesidir. Çünkü evlenme, nişanlıların iradelerini karşılıklı ve birbirine uygun surette açıklamalarıyla meydana gelir. Kurum görüşüne göre, evlenme bir sözleşme olmayıp, bir’ kurum’dur. Zira bir sözleşme yapanlar onun hüküm ve şartlarını serbestçe düzenleyebilirler. Oysa evlilik statüsü emredici hükümlerle düzenlenmiş olup, eşler istedikleri değişikliği yapamazlar. Şart- tasarruf görüşünde ise, evlenmeyi bir sözleşme olarak kabul etmezler, evlenmede bir şart- tasarruf mahiyeti görürüler.

                        Bir erkek ile bir kadının geçerli surette evlenebilmeleri ve bunun sonucunda aralarında bir evlilik ilişkisinin kurulabilmesi için bazı şartlar gerekmektedir. Bu şartlar nitelikleri bakımından birbirinden farklıdır. Evlenmenin meydana gelebilmesi için gerekli olan bu şartları maddi şartlar ve şekli şartlar olmak üzere iki grupta toplayabiliriz. Evlenmenin maddi şartlarını,   evlenme ehliyeti ve evlenme engelleri oluşturur. Evlenme ehliyetine sahip olabilmenin şartlarını ise; ayırt etme gücü, evlenme yaşı ve yasal temsilcinin izni olmak üzere üçe ayırabiliriz. Bir evlenmenin geçerli şekilde meydana gelebilmesi için, evlenecek olanların evlenme ehliyetine sahip bulunmaları kadar, ortada bir evlenme engelinin bulunmaması da gerekir. Evlenme engelleri de kesin evlenme engelleri ( hısımlık, önceki evlilik, akıl hastalığı) ve kesin olmayan evlenme engelleri ( bekleme süresi, bulaşıcı hastalıklar) olmak üzere ikiye ayrılır. Evlenmenin şekli şarları da evlenmeden önceki işlemler, evlenme sırasındaki işlemler ve evlenmeden sonraki işlemler olmak üzere ayrılmıştır.

                        Geçerli bir evliliğin doğabilmesi için yukarıda bahsettiğimiz koşullardan biri veya birkaçı eksik bulunursa, kurulan evlilik hukuken geçersiz olur. Ancak yasada belirtilen koşullardan hepsi aynı nitelik ve ağırlıkta değildir. Buna bağlı olarak koşullara uyulmaması durumunda karşılaşılan geçersizlik halleri de farklı biçimlerde belirir. Uyulmayan ya da eksik olan koşula göre farklı geçersizlik dereceleri karşımıza çıkar. Bazı temel koşullara uyulmaması durumunda, en ağır geçersizlik hali olan ‘ Evlenmenin Yokluğu’ ile karşılaşılır. Buna karşılık diğer bazı koşullara uyulmaması durumunda ‘ Evlenmenin Butlanı’ söz konusu olur.  Evlenmenin butlanı da iki değişik biçimde ortaya çıkar. Bunlar  mutlak ve nisbi butlan halleridir.[1]

II- GENEL OLARAK HÜKÜMSÜZLÜK KAVRAMI 

                         Geniş anlamda hükümsüzlük, ‘bir hukuki işlemin hükümlerini meydana getiremeyeceği veya doğurmuş olduğu hükümlerin ortadan kaldırılmasını gerektiren bütün halleri içine alır’.[2] Diğer bir deyişle ‘bu hukuki işlem hükümsüzdür’ dediğimiz zaman, bununla ya o hukuki işlemin yapıldığı andan itibaren hiçbir hüküm ve sonuç doğurmayacağını veya baştan beri doğurmuş olduğu hüküm ve sonuçların sonradan ortadan kaldırılabileceğini ifade etmiş oluruz.[3]

III- HÜKÜMSÜZLÜK TÜRLERİ

 1. YOKLUK

                         Hukukta en ağır hükümsüzlük türü olarak kabul edilen ‘ yokluk’ kavramının tarihsel olarak ortaya çıkış nedeni, 1804 tarihli Fransız Medeni Kanununda evlenmenin butlanını gerektiren unsurlar arasında aynı cinsten iki kişi arasında yapılan evlenmelerin yaptırımı hakkında hüküm bulunmayışı idi. [4]

Bu dönemde ‘yokluk’ kavramını ilk kez ortaya atan Alman hukukçu Zachariae ‘dir Yazara göre evlenmenin ayrı cinsten iki kişi arasında yapılması o kadar doğal bir işlemdir ki, yasa bunun tersini düzenlemeye ve buna özgü bir yaptırımı ayrıca koymaya gerek görmemiştir. Zira aynı cinsten iki kişi arasında yapılan evlenme yok hükmündedir, yani söz konusu olan evlenme ‘yok evlenme’ dir.[5]

                        Böylece yokluk; bir hukuki işlemin kurucu unsurlarının tamam olmaması halinde, söz konusu hukuki işlemin varlık kazanamadığını anlatan bir kavram olarak hukuk literatüründe ve yargı karalarında kabul edilmiştir.[6]

 1.1- EVLENMENİN YOKLUĞU

             Medeni Kanunumuzda evlenmenin yokluğu hakkında herhangi bir hükümsüzlük sebebine yer verilmemiştir. Bu kavram öğreti tarafından kabul edilmektedir.[7]

 1.2- EVLENMENİN YOKLUĞU SONUCUNU DOĞURAN DURUMLAR

 a- Evlenmenin Ayrı Cinsten İki Kişi Arasında Yapılmamış Olması:

              Evlenme, tam ve sürekli bir hayat ortaklığı kurmak amacıyla ayrı cinsten iki kişinin kanunun öngördüğü şartlara ve şekillere uygun olarak birleşmeleridir. Bu itibarladır ki, ancak bir erkek ile bir kadın birbirleriyle evlenebilirler. Aynı cinsten iki kişinin yapmış oldukları evlenme batıl olarak bile mevcut değildir, yani yoktur. Hollanda ve Federal Almanya gibi bazı devletler mevzuatlarında değişiklik yaparak aynı cinsten iki kişinin evlenmelerine imkan tanımaktadırlar.[8]

 b-Evlenme Aktinin Yetkili Evlendirme Memuru Önünde Yapılmamış Olması:

             Evlenme aktinin gerçekleşmesi için uyulması gereken şekil şartları ve prosedür Medeni Kanunumuzun 134- 144 üncü maddelerinde düzenlenmiştir.

            Türk Medeni Kanununun 134/2 inci maddesine göre ‘ Evlendirme memuru, belediye bulunan yerlerde belediye başkanı veya bu işle görevlendireceği memur, köyde muhtardır’.

Yasada belirtilen resmi memurlar dışında örneğin din adamları tarafından kıyılan nikah geçersizdir. Bu şekilde yapılan evlilikler (dini nikah) yok evlilik hükmündedir.[9]

            Evlendirme memurluluğu bulunmayan bir kimsenin , örneğin evlendirme memuruymuş gibi davranan birinin önünde yapılmış olan bir evlenmenin hukuki sonucu veya akıbeti ne olacaktır? Bir görüşe göre[10], evlenecek olan taraflar evlendirme memuruymuş gibi görev yapan kimsenin yetkisiz olduğunu bilmiyorlarsa yani iyi niyetli iseler, yapılan evlenme geçerlidir; biliyorlarsa yani iyi niyetli değillerse evlenme yoktur. Başka bir görüşe göre ise[11], evlendirme memuruymuş gibi görev yapan kişi evlenmeyi kütüğe tescil etmişse, evlenme geçerlidir; tescil işlemini yapmamışsa evlenme yoktur. Bu konuyla ilgili Yargıtay 2.H.D sinin kararı mevcuttur.[12]

 c- Taraflardan Birinin İradesini Açıklamamış Olması:

                         Evlenecek olanların iradelerini bizzat, ard arda ve sözle açıklamaları da evlenme sözleşmesinin esaslı bir unsuru olduğundan, evlenmenin gerçekleşebilmesi bu unsurun da varlığına bağlıdır. O halde evlenecek olanlardan biri evlenme iradesini hiç açıklamamış veya olumsuz bir şekilde açıklaması memur tarafından olumlu şekilde anlaşılmış olduğu veya nişanlılar iradelerini birlikte ve ard arda değil de ayrı ayrı zamanlarda açıklamış bulundukları takdirde, tören tamamlanmış olsa bile yine de evlenme meydana gelmiş olamaz.[13]

Evlenme, yukarıdaki sebeplerden biri yüzünden yok sayılmasına karşın, her nasılsa gerek evlenme gerek nüfus kütüklerine tescil ve kaydedilmiş ise, her ilgilinin evlenmenin yokluğunun tespiti ve yanlış kaydın düzeltilmesi için dava açma imkanı vardır. Ancak, açılan tespit davası sonunda mahkemece verilecek karar, evlenmenin yokluğunun belirlendiğine ilişkindir ve taraflar arasında bir evliliğin mevcut olmadığını açıklayıcı niteliktedir.[14]

 2- MUTLAK BUTLAN ( Kesin Geçersizlik) 

                         Bir hukuki muamelenin kurucu unsurlarının tamamlanmış olması geçerliliği bakımından yeterli değildir. Aynı zamanda kamu düzeni düşüncesiyle yasada öngörülen geçerlilik şartlarının da gerçekleşmiş olması gerekir. İşte bir hukuki işlemde bu şartların gerçekleşmemiş olması halinde işlemin mutlak butlanla sakatlanmış olduğundan söz edilir. Yani hukuki işlem kesin olarak geçersizdir.[15]

 3- NİSBİ BUTLAN (İptal Edilebilirlik)

                         Mutlak butlanda hukuki işlem baştan itibaren kesin geçersiz olup,  sonradan düzeltilmesine, geçerli hale getirilmesine hukuken olanak yoktur. Nispi butlanda ise durum farklıdır: Hukuki işlem, yasanın aradığı tüm unsurları kusursuz olarak içermemekle beraber yapıldığı anda geçerlidir ve hukuki sonuç doğurur. İşlemdeki eksik unsurlar, kamu düzeninden sayılan da emredici hukuk kurallarına aykırı düşecek nitelikteki unsurlar değildir. ‘ Bu unsurlar ya noksan yahut ta fesatla mualleldir’.[16]

 4- MUTLAK BUTLAN VE NİSBİ BUTLAN ARASINDAKİ FARKLAR 

                        İki hükümsüzlük nedeni arasındaki farları şöyle sıralamak mümkündür;

 Korunan Hukuki Yarar: Mutlak butlan terimiyle hukukumuzda kabul edilen kesin hükümsüzlük nedenlerinin konuluş amacı; kamu düzeni ve genel ahlak değerlerinin korunması, bunlara aykırı olarak bireyler arasında yapılan hukuki işlemlerin hukuk düzeninde varlık kazanmalarının önlenmesidir. Örneğin akıl hastası biriyle yapılan evliliğin kesin hükümsüz sayılmasında, salt onunla evlenen sağlıklı eşin menfaati değil, doğacak çocukların, gelecek neslin bu hastalıktan korunması, düşüncesi etkin olmuştur. Bunda toplumsal bir yarar olduğu açıktır.[17]

 Nisbi butlanda korunan hukuki yarar ise toplumsal değil, bireyseldir. Örneğin yanılgı sonucu istemediği biriyle evlenen kişinin durumu böyledir. Böyle bir evliliği sürdürmek isteyip istememek subjektif bir takdir ve değerlendirme işidir.

  İşlemin Geçersizlik Anı: Mutlak butlan sebebiyle sakatlanmış işlem yapıldığı andan itibaren kesin olarak hükümsüzdür. Tarafları açısından herhangi bir hak veya borç

doğurmaz. İşlemin geçersizliğini sağlamak için ilgilisi tarafından herhangi bir işlem yapılması gerekmez. Geçersizlik yasadan ötürüdür.[18] Bu söylenenler genel olarak Özel Hukuk Alanındaki hukuki işlemler açısından geçerli olmakla birlikte; Evlilik Hukuku bakımından dikkate alınması gereken özellikler vardır: Yasa koyucu evliliğin doğurduğu hukuki sonuçları ( nesep, velayet, mal rejimi tasfiyesi vb.) gözeterek; mutlak butlan halinde bile evlenmenin, hükmün iptal kararına kadar geçerli bir evliliğin bütün sonuçlarını doğuracağını hükme bağlamıştır.

                        Nisbi butlanda hukuki işlem yapıldığı andan itibaren hukuki sonuç doğurur. Hukuki işlemin sonuçlarıyla birlikte ortadan kaldırılması, iradesi sakatlanan tarafın iptal sebebini bir dava olarak ileri sürmesine bağlıdır. Evliliğin nisbi butlan sebeplerinden biriyle sakatlanmış olması halinde de durum aynıdır. ‘ Batıl bir evlilik ancak hakimin kararıyla sona erer’( TMK. madde 156).[19]

 Geçersizliğin İleri Sürülmesi: Kamu menfaatine dayanmasından ötürü mutlak butlan herkes tarafından ileri sürülebilen geçersizliktir. Nitekim mutlak butlan sebepleriyle sakatlanmış olan evliliklerin iptali davasının Cumhuriyet Savcısı tarafından re’sen açılacağı TMK. nun 146/1 inci maddesinde belirtilmiştir. Aynı maddenin ikinci fıkrasına göre ‘ Bu dava ilgisi olan herkes tarafından açılabilir’.

Nispi butlanda ise dava açma yetkisi münhasıran sakatlık taşıyan hukuki işlemden menfaati zarar gören kişiye aittir.

‘Küçük veya kısıtlı, yasal temsilcisinin izni olmadan evlenirse, izni alınmayan yasal temsilci evlenmenin iptalini dava edebilir’( TMK. madde 153/1).

 Geçersizliğin İncelenmesi: Butlan sebeplerinden biriyle sakatlanmış bir sözleşmeye dayalı eda davalarında butlanın türü bakımından hakimin inceleme görevinde farklılık söz konusudur: Hakim mutlak butlan sebeplerini re’sen dikkate almak durumundadır. Oysa nisbi butlanda geçersizlik sebebinin Mahkemece incelenmesi, ilgilinin bunu ileri sürmesine bağlıdır. Evliliğin iptalinde ise, geçersizliğin bir dava sebebi olarak mahkeme önüne getirilmesi gerekir: ‘ Hakim iki taraftan birinin talebi olmaksızın re’sen bir davayı tetkik ve halledemez’( HUMK madde 72). Bu açıdan iptal davasının mutlak veya nisbi butlan sebebine dayandırılması arasında fark yoktur.

 Geçersizliğin İleri Sürülme Zamanı: Mutlak butlan sebebinin (iddiasının) ileri sürülmesi için herhangi bir süre ( zamanaşımı veya hak düşürücü süre) söz konusu değildir. Oysa nisbi butlanla sakatlanmış bir hukuki muamelenin iptali yasada öngörülen sürelerle sınırlandırılmıştır. Örneğin, evlilik hukuku bakımından; mutlak butlanla evliliğin iptali davası için bir süre şartına yer verilmezken, nisbi butlan davası süreye tabi tutulmuştur ( TMK. madde 152).

Mutlak Butlan Davası için Tıklayın

Nisbi Butlan Davası için Tıklayın




[1] Zevkliler, Aydın / Havutçu, Ayşe   Medeni Hukuk, Ankara 2005

[2] Akipek, Jale 1953, Hükümsüzlük nazariyeleri Karşısında Türk medeni kanununun Sistemi, Ankara, s. 2.

[3] Akıntürk, Turgut 2003 Aile Hukuku, İstanbul, s. 199.

[4] Tutumlu, Mehmet Akif 2002, Evliliğin Butlanı, Boşanma, Ayrılık  Sebepleri ve Boşanmanın Hukuki Sonuçları, Ankara, s. 66.

[5] Akipek, Jale age s. 55-56.

[6] Oğuzman. K/Barlas, N. 2000 Medeni Hukuk 8. Bası, İstanbul, s. 144-145.; Serozan, Rona , 1997, Medeni Hukuka Giriş, İstanbul, s. 14.

[7] Tandoğan, Haluk 1965, aile hukuku Ders Notları, Ankara, s. 65.; Velidedeoğlu, H.V. 1965, Türk medeni Hukuku, Aile Hukuku, İstanbul, s. 281.; Köprülü, B./ Kaneti, S., 1989, Aile Hukuku, İstanbul, s. 96.; Tekinay, S.S., 1990, Türk Aile Hukuku, İstanbul, s. 108.; Feyzioğlu, F.N., 1986, Aile Hukuku, İstanbul, s. 95.; Zevkiler/Acabey/Gökyayla, 2000, Zevkliler Medeni Hukuk, Ankara, s.833.; Oğuzman/Barlas age s. 89; Hatemi/Serozan, 1993, Aile Hukuku, İstanbul, s. 84.

[8] Federal Almanya böyle bir imkanı yaratmak üzere 1.8.2001 tarihinde özel bir kanunu yürürlüğe koydu. Bu kanun uyarınca aynı cinsten iki erkek veya iki kadın ‘hayat ortaklığı’ olarak yaşamlarını birleştirebileceklerdir. Kanun bu birlikteliği ‘evlenme’ olarak nitelendirmeyip ‘hayat ortaklığı’ olarak isimlendirmiştir.

[9] Zevkliler / Acabey / Gökyayla age s. 837-383. Evlilik meydana gelmediğinden bu tür işlemler ‘fiili birleşmeler’ olarak adlandırılmakta, bu tür birleşmelerden doğan çocuklarla babaları arasında hiçbir soybağının kurulamayacağı ifade edilmektedir.

[10] Tekinay age s. 110; Feyzioğlu age s. 99; Köprülü, B./ Kaneti, S. 1989, Aile Hukuku, İstanbul, s.95.

[11] Hatemi/serozan age s. 96.

[12] Yarıtay 2. H.D.31.3.2003 tarih 2003/3387 E., 2003/4492 K. Sayılı kararında evlenme töreninin , evlendirme memurunun ayırt etme gücüne sahip ergin iki tanığın önünde açık olarak yapılması yine eşlerin yetkili evlendirme memuru önünde evlenme iradelerini açıklamaları gerekir. Taraflar arasında bu şekilde evlenme akdi bulunmadığından evlenme yok hükmündedir. Evliliğin yokluğunun tespitine karar verilmesi gerekirken boşanmaya karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir. Dinamik Hukuk Yazılımları (www.dinamik hukuk.com)

[13] Tandoğan age sh. 52; Feyzioğlu age s. 99; Velidedeoğlu age s. 281.

[14] Oğuzman, K./ Dural,M. 1994, Aile Hukuku, İstanbul, sh. 91; Hatemi/Serozan age 87.

[15] Oğuzman/Barlas, 2000, Medeni hukuk Giriş, Temel Kavramlar, İstanbul, s. 146; Tekinay 1992, Medeni Hukukun Genel Esasları ve Gerçek Kişiler Hukuku,İstanbul, s. 119-120; Akipek age sh. 35; Öztan, Bilge 2001, Medeni Hukukun Temel Kavramları, Ankara, s. 30; Esener, Turan 2000, Hukuk Başlangıcı, İstanbul, s. 173-174.

[16] Akipek, J. Age s. 36.

[17] Tutumlu, Mehmet Akif age s. 73.

[18] Akipek, j. age s. 35.

[19] Tutumlu , Mehmet Akif age s. 74.

 

 

01.05.2010

 

Sayfa: [1]

 

MÜVEKKİL GİRİŞİ

Belge Numaranız

Şifreniz

 

 
 

MAKALE YAZARLARIMIZ

Mustafa Hamarat
Ahmet YILMAZ
Merve USTAOĞLU
 

GÜNCEL HABERLER

 
 

HAVA TAHMİNİ

İSTANBUL
Ä°STANBUL

ANKARA
ANKARA

IZMIR
IZMIR

 
 
 

© 2010 - Hamarat Hukuk Bürosu Tüm hakları saklıdır!

Tasarım: Mahmud V.2010-1